son dönem türk sineması

son dönem türk sinemasının son beş yılını değerlendirdiğimizde toplam 211 film sinemalarda gösterime girebilmiş.(1 ocak 2005-1 aralık 2009) benim kriterlerime göre bunların 120 ye yakını vasatın altında filmler geri kalanları anca 80 90 tanesi eli ayağı düzgün filmler. bu beş yıllık sürede doksana yakın iyi film sayı olarak fena bir rakam değil ama bu filmlerin gişeleri vasatın altında, ticari, kötü hatta berbat diyebileceğimiz filmlerin gişelerinin çok uzağında sanatsal kaygılarla yapılmış filmlerin düşük izleyiciye ulaşması normal aynı şekilde ticari filmlerin iş yapması da ancak yine de türk seyircisindeki kalite düştükçe filmin izlendiği gerçeği çok net

2005 yılından başlayalım; 29 film salon bulmuş sinemalarda .yılın en çok izlenen ilk 3 filmi de ticari yapımlar ilk sırada ortalama bir tv filminden daha iyi olmayan hababam sınıfı askerde var ki buçuk milyon izleyiciye ulaşmış filmin efsanevi hababam sınıfını kullandığı ismi dışında başka hiç bir olumlu özelliği yok. ikinci sırada belki  ticari olsa da son beş yılda iki milyonun üzerinde gişe yapmış bir kaç kaliteli filmden biri var babam ve oğlum  bana göre son dönemde bu filmden çok daha iyi filmler var ama gişe yapanlar arasında izleyici sayısını en çok hakeden  film babam ve oğlum. o yılın sürpriz bir üçüncüsü var haluk bilginer ve m.ali erbil'in oynadığı o.tercan filmi hırsız var. çok beğenilmemesine rağmen 900 bin izleyiciye ulaşan film erbil'in en popüler zamanında yaptığı ve ismiyle gişede belli bir seyirciye ulaştırdığı filmlerden en azından haluk bilginer'e de sahip film diğer mehmet ali filmleri kadar kalitesiz değil 2005 yılının başaltında yani ilk üçün altında görece iyi filmler var belli bir emek harcanan gönül yarası gelibolu usta atıf yılmaz'ın filmi eğreti gelin .araya sızan maskeli beşlerden hiç bahsetmiyorum.2005 genelde iyi filmlerin seyirciye ulaşabildikleri bir yıl olmuş aslında bir belgesel olan fatih akın imzalı köprüyü geçmek 40 binleri bağımsız bir yapım sayılabilecek anlat istanbul 120 binleri bulmuş sayı az gözükse de çok da feci bir tablo değil türk sinema izleyicisini düşündüğümüzde...o yılın daha çok seyirci hakeden filmleri ise altın portakallı türev(7300) iki genç kız (71200) ve özellikle değeri dvd si çıktıktan sonra anlaşılıp popüler olan pardon(105000) yılın hayal kırıklığı ise kadir inanır'a rağmen  13 bin gibi komik bir gişeye ulaşabilen sinema bir mucizedir ve milyonun üzerinde beklentisi olmasına rağmen 200 binle yetinen o şimdi mahkum olmuştu.mesala hırsız var da ticari o şimdi mahkum da ama çok net her yönüyle o şimdi mahkum çok daha iyi film ama biri 200 bine biri 900 bine ulaşmış başta söylediğimiz gibi sanat filmi şart değil kalite düştükçe izleyici artmış.2005in seyircisini haketmeyen filmlerine değinmişken hababam maskeli beşler ve hırsız var dışında bir de balans ve manevra var ki 80 bin kişi çok ama çok fazla o filme..

 

gelelim 2006 yılına; ilk sırada 4 milyon sınırını aşan bir film kurtlar vadisi ırak yorum yapmıyorum benim izlemek zorunda kaldığım ama hiç beğenmediğim bir film sıkı fanatikleri olan bir dizinin filmi olduğu için  bu gişe belki de normal ama sinemasal anlamda yazık. ikinci sırada 2005 aralığında gösterime giren ama 2006 filmleri arasında saydığım organize işler var yılmaz erdoğan’ın bence vasat  filmi gişe yapan filmlerdeki kaliteyi düşündüğümüzde çok çok iyi kalıyor. üçüncü sırada geçen yılın şampiyonu hababam sınıfı askerde'nin devamı hababam sınıfı 3,5.. ki askerde bunun yanında gene daha iyiymiş dedirten son dönemin en kötü filmlerinden biri ve izleyici sayısı 2 milyon. bu durumda  organize işleri beğenmesem de sempati duyuyorum en azından bir kalite bir mizah var.  son 5 yılın en iyi filmlerinden benim kendi ilk onumdaki 3 film 2006 yılında gösterime girmiş ve gişe başarısı olarak üstlerde yer bulmuşlar, bunlar hokkabaz(1684000) hacivat karagöz neden öldürüldü(649000) ve takva (350000) bu filmler gerçekten türk sinemasının yüzaklarından o yılın sürpriz 1 milyonu geçen filmi ömer faruk sorak imzalı  sınav. van damme faktörü de olsa filmi çok beğenmemiş de olsam yine hababamların keloğlanların arasında en azından kaliteli bir film. keloğlan demişken kara prense karşının gişesi de 997 bin olmuş (hayret milyonu geçmemiş) dondurmam gaymak bütçesine göre 650 bin gibi bi rakama ulaşması  bağımsız sinemayı yüksel aksu'yu herkesi memnun etmiştir.dabbe'nin 500 bin sürprizinden ziyade 3 4 milyon beklenen bir başka felaket m.ali erbil filmi dünyayı kurtaran adamın oğlunun 450 binde kalması sinema adına umut vericiydi.34 filmli 2006 da çok başarılı ama çok az izleyiciye ulaşan filmler de vardı.  zeki demirkubuz'un kader'i (25bin) nuri bilge ceylan'ın bana göre türk sinema tarihinin başyapıtlarından olan iklimler'i (35 bin) reha erdem'in korkuyorum anne(34 bin) ve 5 vakit(24 bin) gibi birbirinden değerli iki filmi .. ancak bu filmlerin bu kadar az izlenmesi de türk sineması için -sineması için değil de- izleyicisi için utançtı. ayrıca o yılla ilgili söylenecek son şey 300 bin  sınırını geçen eve giden yol 1914 ve küçük kıyamet'in ,200 binin altında kalan eve dönüş ve hayatımın kadınısın'dan daha iyi olmadığı  ve taramvay adlı filmi sadece 440 kişi tarafından izlenildiğiydi.

 2007 ye gelecek olursak zirvede bir mahzun kırmızıgül filmi beyaz melek var.ilk filmiyle 2 milyon rakamını yakalayan kırmızıgül’ün filmi en iyimser yorumla vasat bir film gişesi galiba biraz demagojide gizli.2 numarada bence başarılı bir film olmasa da sonuçta bir yavuz turgul bir şener şen filmi kabadayı var.turgul  ile şen’in yaptığı en kötü film bile çoğu filmden yeğdir benim için.örnek mi buyrun 3 numara maskeli beşler ırak bu filmi tam 1 milyon iki yüz bin kişi izlemiş o yıl gösterime giren çok çok iyi bir film olan beynelmilel’in nerdeyse 3 katı sözün bittiği yer off neyse devam edelim maskeli beşlerin arkasından yandım ali ve çılgın dersane geliyor gişe sırasında 2007 kabadayı hariç kalitesiz filmler yılı olmuş ilk 5 de hala iyi film yok daha sonra mutluluk ve beynelmilel yılın en iyi filmleri toplam izlenmeleri 1 milyon maskelileri geçememişler.kutsal damacananın 650 bin amerikalılar karadenizde 2 diye saçma sapan bir filmin bile 350 bin yaptığı garip 2007nin maalesef az izlenen bir kaliteli filmi daha var cannes en iyi senaryo palmiyeli fatih akın’ın yaşamın kıyısındası 289 bine gene iyi mi desek... mavi gözlü dev(276 bin) ve barda(246 bin) bence fena değiller gişede ticari olmadıkları halde. gerçi mavi gözlü dev tam bir yönetmen başarısızlığı bir de polis var onur ünlü filmi benim bayıldığım bir film  207 bin kişi izlemiş ademin trenleri 80 bin yumurta yı 35 bin (bu arada dikkatimi çekti n.bilge ceylan reha erdem semih kaplanoğlu filmleri hep 35 bin civarı bu aynı 35 bin kişi galiba) sis ve gece yi 60 bin kişi izlemiş o yılın aklımda kalan filmlerinden biri de iyi seneler londra idi 2950 kişi izlemiş sadece

 

2008 de bizi bir fenomen bekliyor.recep ivedik 4milyon 300 bin ne söylesek az zaten her şey söylendi bununla ilgili attila dorsay film değil dedi.beğenenler aşağılandı.el kamerasıyla çekilmiş dendi.0 bütçeyle yapılmış dendi dendi dendi ama 4.3 milyon izleyici çekti sinemalara benim yorumum mu kalite yerlerde doğru çok kaba  çok basit  doğru ama bence yeni nesil hababamlar dünyayı kurtaranlar maskeliler bu filmden çok daha fazla yergiyi hakediyor. Neyse gelelim 2 numaraya A.R.O.G 2004 deki goradan sonra cem yılmaz bu sefer taş devrinde gayet iyi daha çok izleyiciyi bile hakeden güzel bir film arog 3.7 milyon kişi tarafından izlenilmesi de kaliteli bir film için iyi bir rakam 3 numarada yine bir çağan ırmak filmi ıssız adam filmi çok sevmedim ama para verip sinemaya gittiğim gişesine benim de katkıda bulunduğum bir film 4. sıradaki filmin adını söyleyip atlamak istiyorum bu benim türk sinemasına ilgimi de saygımı da yok edecek filmlerden biri  muro izlemediğim için bir şey diyemeyeceğim osmanlı cumhuriyetinin de 1 milyonu geçtiği 2008 ,  bir belgeselin de 1 milyonu geçtiği bir yıl ; can dündar’dan mustafa, kendi adıma çok beğendiğim bir yapım belki dvdlerle çok daha büyük kitlelere ulaşacak ulaşmalı da zaten o arada iki tane daha biribirinden kötü milyonluk film var 900binin üstünde maskeli beşler kıbrıs 900 binin biraz altında çılgın dersane2  ulak bu sefer çağan ırmağı zirveye yaklaştırmadı(523 bin)o.çocukları iyi oyuncu kadrosu  iyi hikayesi ancak ne yazık olmamış finaliyle 713 bine ulaşmış.sürpriz 1 milyon gişe 2008 de 120 filminden geldi.altın portakallı vicdan 150 bin altın palmiyeli 3 maymun 125 bin de kalırken vicdan için çok üzüldüğümü söyleyemem.n.bilge 35 bin 45 bin aralığını 3 maymunla kırıp 127 binleri görse bile bu filme milyonlarca izleyici yakışır. devrim arabalarının 200 bine yaklaşması da kötünün iyisi  plajda gibi filmlerin 200 binin altında kalması da sulu gençlik filmleri modasının sürmemesi açısından iyi oldu.sonbahar’ın 150 bini büyük başarı çok beğendiğim özcan alper filmi beklediğimin üzerinde seyirciye ulaştı. tatil kitabı, gitmek, rıza,ara,mülteci gibi ödüllü filmlerin hiç biri 10 bini geçemedi .bence vasat bir film olsa da ankara film festivalinden en iyi filmle dönen rıza’yı 1500 kişi izlemiş.diğer büyük hayalkırıklığı yine kadir inanır’dan 3 yıl önceki gişe hezimetinden sonra bu sefer de son cellat la 23 binde kalıyor.abdullah oğuz’un bütçeli özenilmiş ve beklentisi olan çalışması sıcak da 75 binle büyük hayalkırıklığı yarattı 2008 de

 

aralık itibariyle 58 filmin gösterime girdiği 2009 da tüm zamanların rekoru recep ivedik 2 ile kırıldı 4 milyon 337 bin . arkasında güneşi gördüm daha önce uzunca yazdığım kısaca beğendiğim bir film 2,5 milyon kişiye ulaşmış mahsun kırmızıgül bu filmiyle.şu ana kadar 2.4 milyon kişinin izlediği nefes için izlemediğimden bir yorumda bulunamayacağım.yine uzun uzun daha önce ne kadar başarısız olduğunu yazdığım güz sancısı gişede hiç de başarısız olmamış (587 bin) ilk haftada 207 bin yapan  kurtlar vadisi gladio milyonu geçemeyecek gibi sanki.kadrinin götürdüğü yere git ve kolpaçino toplamları 1 milyon buna da şükür bir iki yıl önce tek tek milyonu geçerlerdi biraz gelişme var.ama usta nın(80 bin)  mükemmel bir fim olan 2 dil 1 bavul un(70 bin) hayat var ın(9 bin) başka semtin çocuklarının(44 bin) çok iyi bir film olan  bornova bornova nın (7 bin)(vizyonda 2.haftası gerçi) kıskanmak ın(22 bin) uzak ihtimal in(27 bin) gişeleri kalitelerinin o kadar gerisindeki bir çoğu ödüllü portakallı bu filmler belki geçtiğimiz yılın ödüllü filmleri gibi 10 binin altında kalmamışlar ama yine de çok az kişiye ulaşmışlar ve benim son 5 yılda en beğendiğim ilk iki film pandora’nın kutusu(26 bin) ve Pazar bir ticaret masalı nı (9bin) milyonlarca kişinin izlemesini isterdim.çünkü bu iki film gerçekten mükemmel.bu hafta gösterime giren neşeli hayat ve 7 kocalı hürmüz’ün gişesi2010 yılına kaldı.umarım ikisi de özellikle neşeli hayat birkaç milyonu bulur

 

işte son dönem türk sinemasını gişe bazında irdeleyince böyle sonuçlar ortaya çıkıyor.hasılat iyi film yapanların sinemaya devam etmesi için önemli ama her şey değil buna rağmen güzel filmler yapılıyor bence bu ülkede.

Son 5 yılda gösterime giren 210 filmden 130 unu izlemiş biri olarak en beğendiğim ilk on film olan pandora’nın kutusu ,Pazar bir ticaret masalı ,polis, beynelmilel,iklimler,iki dil bir bavul,hokkabaz,takva,bornova bornova ve sonbahar’ın toplam gişesi bir recep ivedik etmese de yine de en azından kendim izleyebildiğim için şanslıyım

Yorum (0) Yorum yaz! | Etiketler : sinema,yerli,son dönem

NEŞELİ HAYAT

illa çok iyi filmler sevilir diye bir kural yoksa ben bu filmi çok sevdim . bu cümleden filmin iyi bir film olmadığı ama benim sevdiğim sonucu çıkıyor galiba-olabilir-o zaman şuradan başlayalım iyi film nedir? cevap,hikayesini anlatan filmdir.neşeli günler anlatabilmiş midir? evet gayet iyi anlatmıştır,o zaman sorun yok.peki iyi film tanımını ''kusurları olmayan film'' şeklinde  acımasızlaştırırsak ve üstüne de size bir filmde görüp görebileceğiniz en bariz devamlılık hatalarının bu filmde olduğunu söylesem...o zaman iyi film kriterimi samimiyet üzerine inşa ediyorum ve bu filme olmuş diyorum. klişe bir tabirle sıcak samimi ve derdini iyi anlatan bir film neşeli hayat..varsın rıza abi mavi çorapla uyuyup gri baklavalı çorapla uyansın.varsın sağanak yağmurda yürüyüp eve kuru girsin.bunlar filmin matematiğine zarar veriyor. başka deyişle'' iyi film ''formülündeki devamlılık ,hatasız olmalı maddesini ihlal ediyor ama bu benim derdim değil çünkü bu hatalar filmin bana verdiği  duyguya, doksan küsür dakika geçirdiğim güzel dakikalara zarar getirmiyor. bu hataları bir yarışmaya katılırsa jüri dert etsin veya mükemmeliyetçi sinema yazarları...
 filmin mizah tarafı da güçlü duygusal yönü de mizahının güç kaynağı ersin  erdoğan'ın senaryosu espriden ziyade dram üzerine sanki.ersin filmin komedi ağırlığını tek başına üstüne almış  senaryoya bile gerek bırakmamış.bir şey demese de güldürüyor -beni en azından -
 filmde başarısız taraflar da yok değil başta söylediğimiz devamlılık hatalarının dışında yılmaz erdoğan'ın şivesi tam olmamış ve aynı ağzı film boyunca tutturamamış gibi sanki, kadrajlar da çok özenli değil  ersin'in olmadığı yerlerde film komediden biraz uzaklaşıyor.ama bu hata ve olumsuz bir kaç şeye mal bulmuş magribi gibi atlanılacağına daha rahat olup filmin tadını çıkarmak gerekir.
yılmaz erdoğan'ın aralara serpiştirdiği zeki replikleri, ersin korkut ve büşra pekin'in güzel oyununu müslüman mahallesindeki salyangoz satıcısı tezatlığını yaşayan kah cumaya kah meyhaneye giden noel baba rıza şenyurt'u  rollerinin hakkını veren mutfak oyuncularını eşsiz bir tiplemeyi canlandıran cezmi baskın'ı ve demagojiye ve mesaj vermeye kaçmayan ama birşeylerin de altını çizen öyküyü  anlatan bu filmi görmek gerek

Yorum (0) Yorum yaz! | Etiketler : sinema,neşeli günler,yılmaz erdoğan

SONBAHAR



son zamanlarda hatta tüm zamanlarda türk sinemasında gördüğüm en başarılı final sahnesine sahip olan özcan alper filmi.
ancak filmle ilgili en olumsuz nokta görüntü yönetiminde dünya sinemasında bile nadiren görebileceğimiz muhteşem kadrajlar ancak teknik yetersizlikten mi bilmiyorum görüntüde noise (gren) özellikle bulutlu planlarda rahatsız ediyor.yani nbc filmlerindeki o kusursuz netlik yoktu. bir de kameramanın ya da görüntü yönetmeninin tedirgin hareketleri var panlarda merdiven (dur-kalk) rahatsız ediyor kısaca bir kalite eksikliği var
film onun dışında çok başarılı sade ama içten anlatım

sevgili özcan alper film niye çok izleyiciye ulaşmadı diye düşünürsen umarım gişesi iyi olur ama.. suçu kendinde ara (!) sen yazsaydın ya ölüm döşeğindeki oğulla anne arasında aşırı duygusal bir dialog , oğul son sözlerini söyleseydi annesine ''anne ben seni çok üzdüm'' diye başlayan
bi çağanvari final... ondan sonra kulaktan kulağa ''nası çok ağladık ayol ''sözleri al işte sana gişe ne işin vardı muhteşem bir sinema diliyle

Yorum (0) Yorum yaz! | Etiketler : sonbahar özcan alper batum karadeniz ödüllü film

GÜNEŞİ GÖRDÜM



Çok iyi, çok kötü, ajite, mesaj kaygılı, taraflı, tarafsız , oportunist ,kürt propagandası vs... evet, bunların hepsi söylenecek bu film için. ama en önce söylenmesi gereken, bu film çok çok önemli film. diğer tanımlamalar görece ama gerçek olan bu film, türk sinema tarihinin en önemli yapıtlarından.
ben filmi çok beğendim, belki beyaz melek'ten nefret etmiş biri olarak beklentim çok düşüktü belki daha 10 sene önce ahmet kaya'ya karşı onuncu yıl marşı söyleyen mahsun kırmızıgül'den suya sabuna dokunan bir film beklemiyordum. ama film suya sabuna dokunmamayı bırak köpürtüyor nerdeyse. öncelikle şaşkınlığım buna, evet sert bir film yapmış kırmızıgül evet çok fazla konuya değinmiş evet yer yer mesaj vermiş ,ajite yapmış kabul ama mahsun ,daha önce çoklu hikaye anlatmaya çalışan ''yazı tura'' gibi filmi dağıtmamış hatta nerdeyse yol başarısına ulaşmasına ramak kalmış ajitasyonlar ''kör gözüm parmağına''lar yol dan çok fazla da değil
film türk ordusunun pkk kamplarına yaptığı hava saldırısı ile başlıyor ( burada çekimler gerçekten muhteşem) pkk'lılarla beraber kaçan mahsun'u gördüğümde yok artık pkk'lıyı da oynamış olamaz dedim ki yanılmamışım.. onlara tavuk satmaya giden köylüydü mahsun. helikopter alçak uçuş yapıp telsizden gelen '' vurmayın onlar köylü'' emriyle anlıyoruz bunu. görüntüler harika olsa da pek gerçekçi değildi kamptan kaçan iki insanın vurulmaması tam eyvah derken film kendini içine almaya başladı. hikaye doğumla başlayıp altan erkekli'nin iki oğlunun (dağda olan ve asker olan) çatışması hikaye örgüsünde çok da populist söylemlere girmeden aktarılıyor ve biz beyaz perde de ilk defa bir pkk'lıdan anasına babasına neden dağa çıktığına ilişkin bir tirad dinliyoruz ve bu sözler filmden sonra anlıyorum ki dar ve hafif faşizan görüşteki arkadaşlara filmden nefret etmeleri için ilk doneleri vermiş. ancak bu sözler çok sert değil bana göre, hatırladığım kadarıyla ''coğrafyanın ölü çocuklarıyız'' tarzı bir şey söylüyor.. filmin esas sert vurduğu noktalar bu sözleri eden pkk'lının öldükten sonra mahsunun, beş kızın arkasından gelen ve onun için çok önemli olan oğluna onun adını(serhad) vermesi. ailenin bu ölümü kutsallaştırdığını gösteriyor ya da en azından ölenin takdir edildiğini. baba altan erkekli'nin norveç'e gittikten sonra nerdeyse bir tören edasıyla fotoğrafını duvara asması ise bizim vadideki ve ülkedeki kurtları feci halde irite edebilir. bunları üzmeyi göze alması bile filme sempati nedeni. tabi cesur anlatım sırf kürt sorunuyla ilgili değil bir yumuşağın nasıl travestiye dönüştüğünü de çok sert ve cesur anlatıyor yan hikayede.
gerçekçi olmayan bir kibarlıkla göçe zorlanan köyleri boşaltılan aile; mersin, oslo ve istanbul'a dağılıyor. mersin'e giden emre kınay ve ailesine bi daha dönmüyor film. bundan sonra istanbul'da ''devlet' baba''ya rağmen yaşamaya çalışan ve'' devlet ana'' sayesinde ayakta kalan mahsun, hasta karısı , kör babası, yaşları 1- 11 arası altı çocuk (ama en değerlisi olan bir erkek bebek) biri yumuşak iki erkek kardeşle tepebaşındaki hayatlarını idame ettiriyor ve yumuşak kardeşin travesti olma süreci başlıyor. bir yandan da aile içi sağlık ve stefan king'in aklına gelmeyecek ölümlerle trajedi başlıyor.
norveç'teki altan erkekli, serif sezer askerden gelen abi ve mayına basan bacağı olmayan küçük oğullarıyla bambaşka bir devletle karşılaşıyorlar tabi hayvan nakliyatını andıran mülteci yolculuğundan sonra. seksen darbesiyle o ülkeye yerleşen ali sürmeli'nin de (tip olarak bu kadar cuk oturamaz gurbette yaşayan darbe öncesi solcusu) yardımlarıyla devlet insan içindir teorisinin gerçek olabileceğini yaşayarak öğreniyorlar ve film temposu düşmeden finale doğru ilerliyor

Yorum (0) Yorum yaz! | Etiketler : MAHSUN GÜNEŞ GÜNEŞİ GÖRDÜM KIRMIZIGÜL SİNEMA

GÜZ SANCISI




nerden başlasam nasıl anlatsam... öncelikle filmde bir kişi -ya en azından bir kişi- büyük cümleler etmez, bir kişi günlük hayattan konuşmaz mı ? ''gel bi çay iç , ne var ne yok, oo hava da soğukmuş bugün''... günlük hayattan bir cümle olmaz mı allah aşkına? herkes büyük konuşuyor baba oğluyla duvara bakıp büyük cümleler kuruyor ''lan oğlum ne işin var lan rum orospuyla'' demiyor herkes felsefi ama herkes, seksen yaşındaki rum mama babaanne bile ''bizzz muz likörü içerizz kale çünkü..'' diye başlayıp hayat dersi veriyor.senaryo yerlerde film ilerlemiyor tomris giritlioğlu ; '' nuri bilge ceylan sıkıcı yapıyor herkes beğeniyor varsın tempo düşük olsun eleştirmenler beğenir daha bi sanat filmiymiş gibi durur mu?'' diye düşündü bilmem ama seksenli yılların aytaç arman filmleri geri dönmesin lütfen. sıkıcıysa kaliteli olur denklemini tekrar kurmayalım. sen samimi bir film yap tek plan olsun üç saat olsun ama yeter ki samimi olsun. mayıs sıkıntısı kadar olmasa da dar alanda kısa paslaşmalar kadar olsun ama samimi olsun. bence iyi film yapmanın beş şartından biridir samimiyet ve filmde hiç yok. bir şart da hikaye anlatabilmek onu tamamen geçiyorum hikayeyi son jenerikteki gerçek fotoğraflar daha iyi anlatıyor yeminle. ben 6-7 eylül olayları sergisinde ağlamış biri olarak filmde ne anlatılıyor ne acılar çekiliyor mhp il başkanı duyarsızlığında izledim. bunu nasıl başardılar bilmiyorum dediğim gibi bana sadece o fotoğrafları izletseler ağlardım ama film gram etkilemedi.
gelelim oyunculuğa, oyuncular iyi oyuncular ama öyle bir senaryo ki oyunculuklara laf etsem oyunculara ayıp olur. çoğunu önceki projelerde izleme fırsatım oldu kötü oyuncu değil hiçbiri. mesalailker aksun çok beğendiğim bir oyuncu canım ailem de hastasıyım ama yönetmen adama demiş; kızı kovalama , terminatör gibi yürü asla doğal olma, kızın peşinden'' dur lan nereye gidiyosun orospu'' falan diye bağırma, ağır adımlarla donuk bakışlarla yürü, sanat filmi ya ağır ol demiş. ilker aksun ne yapsın onun için böyle filmde oyunculara en son sıra gelir. bu arada kızın becerilirken elinden oyuncak ayının düşmesinden bahsetmek istemiyorum. ahh masumiyet yerlerde ne güzel ne kadar yaratıcı anlatılmış(!) hiç klişe olur mu?
şimdi sevgili okurlar tamam filmi beğenmedin neden bu kadar götünü yırtıyosun diyebilirler. film kötüyse kötü üzerinde niye bu kadar kafa yoruyosun di mi ama derdim şu geçen haftasonu güz sancısı kapalı gişeyken dünyalar iyisi pandoranın kutusu'nda onbeş kişi vardı.işte pazarlamanın gücü diyemiyorum sinirleniyorum naapiyim...

Yorum (0) Yorum yaz! | Etiketler : güz sancısı türk sineması